Sanal hayatların dayanılmaz hafifliği

Sanal zorbalık şimdilerde en çok tartışılan sorunlar arasında yer alıyor. Modern yaşamların insanlara verdiği sanal mutluluklar sahteliklerini kısa sürede kanıtlıyor. Sosyal medya hesaplarında ilgi odağı olan insanlar gün içinde etraflarında bir kişiyi dahi göremezken bunalımın pençesine düşüyor. 


1980'li yıllardan sonra doğanlar sanayi devrimi sonrasında belki de en karmaşık yapıya sahip olan toplulukları oluşturdu. Dünya genelinde yaşanan savaşların ve darbelerin ardından doğan bu çocuklar teknolojik devrimin kucağına düşerken karşısında ne olduğunu bilmeden herkes kendi mahallesinden çıkıverdi. 


Birçoklarının devrim olarak gösterdiği dünyanın bu değişimi büyük sorunları beraberinde getirmekte hiç gecikmedi. Birbirleri için gavur olan onlarca kültürün kısa sürede birbirini tanıması ve iç içe girmesi travmanın başlangıcı oldu. Soğuk savaş döneminde iki kutuplu ve kapalı kutularla açıklanan dünya bir tıkla ve biriktirilen harçlıklarla ilkokul çocuklarının eline düşüverdi. 90'lı yıllarda Türkiye'de zengin ailelerin evlerinin süsü olan bilgisayarlar hurdacılar için dahi beğenilmez oldu. Şimdilerde akıllı telefonu olmayanı haber sayfalarında linç ettiğimizi unutmayalım.


Türkiye'de 20 yılda teknoloji bu kadar hızla ilerlerken ufak farklarla pek çok ülke benzer sorunların içinde kendini buldu. İnsan nüfusunun epey ufak bir azınlığının ürettiği teknoloji milyarlarca insana pazarlanırken, biz tüketiciler ömür boyu aktif müşteri potansiyelini taşırken bu gelişime günlük hayatta ayak uydurmak neredeyse imkansız hale geldi.


Onlarca yıl öncesinde yazılan bilim kurgu kitaplarının içinde buluverdik kendimizi. Pek çok insanın birden fazlasına sahip olduğu sosyal medya hesapları insanların içindeki canavarı ortaya çıkarmakta gecikmedi. Toplumsal baskılar ve kalıplardan benliğini yakalayamayan insanların tüm gerçekliklerini açığa vurduğu sosyal medya gündelik hayatında mutluluğu yakalayamanların deşarj platformlarından biri oldu.



Birbirlerini ülkeden kovanlar, hakaretleriyle en alt seviye komedi filmlerine taş çıkartanlar ve sosyal medya üzerinden birbirini taciz etme hakkını kendi kendisinde görenler. Tüm toplum birden bire Tanrı kompleksi içinde buluverdi kendini. Yargılamaya, delile ve bilgiye gerek kalmadan varılan kanılar ile birlikte her gün linç edilen insanların sayısı binleri aştı. Türkiye açılımlarda ve toplumsal sorunlarda toplumu yatıştırabilmek için akil adamlar ararken buluverdi kendini. 


Sanal zorbalık olarak da isimlendirilen bu durumun temellerine hiçbir zaman inilmezken çocuklarımızı, kardeşlerimizi her türlü şiddete ve tacize karşı mücadele etme yöntemleriyle boğuşturduk.


Fark edilemeyen nokta toplumun zaten içinde bulunduğu bunalımın sosyal medya ile ortaya çıkması oldu. İslamofobi, ırkçılık, cinsiyetçilik ve diğer ayrımcılıklar tüm dünyanın içinde bulunduğu bizim mahalle hastalığının bir parçasıydı. Uygarlığın antik beşiği olarak kabul edilen Ortadoğu'nun Babil uygarlığında da durum farklı değildi. Hayatta kalmak için güce ihtiyaç duyan ve bu güce hastalıklı bir bağımlılık geliştiren insan türü için farklı olan daima tehlike oluşturdu. İnsanlığa getirilen bu sert eleştiriler altında teknoloji evrimin olumlu bir gelişimi olmaktan ziyade insan doğasının vahşiliğini ortaya çıkardı.


Kendisini reddeden bir kadını tecavüz eden ve öldüren bir erkek milyonlarca hemcinsinin aynı kadınlar için aynı duyguya sahip olduğunu unutuverdi. Bu arada insan türünün diğer parçasını fark etmedi bile. Ünlülerin kendilerinin ilgi ve seyirleriyle para kazandığını bilen insanlar kendilerini eğlendiren, oyalayanların bireyler olduğunu düşünmek dahi istemedi. Bu nedenle ünlü bir ismi taciz etmek vazgeçilemez toplumsal haklar arasında yerini aldı. 


Diğer mahallelerin ahlaksızlığı, dini eleştirilirken bizim mahallenin üstü toz geçirmez çarşaflarla kaplandı. O çarşaf o kadar kirlendi ki gökyüzündeki güneşi görmek mümkün olmadı.


Kendi gerçekliğinin farkında olmayanlar için internet bulunmaz bir nimet oldu. Klavyenin arkasından büyük bir cesaretle dökülen kimlikler sokaklarda kendini hiçbir zaman bulamadı. 


Bir gün herkes sanal lincin verdiği vazgeçilemez tatminin kurbanı olacak. 

Bir gün herkesin içinde kaybolacağı sanal dünyadan çıkarak hayallerdeki gerçek hayata dönmek dileğiyle...

YORUM EKLE

banner202