Korkunç İddia: "Testereyle Kaçtılar"

15 Temmuz’da FETÖ tarafından yapılan darbe girişimiyle ilgili 25’i tutuklu olmak üzere 29 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması bugün başladı. Duruşmada Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Kuloğlu tarafından Atatürk Havalimanı saldırısıyla ilgili gözaltına alınan 2 şüphelinin ekmek arasına yerleştirilen testere ile nezarethaneden kaçtığını iddia etti.

Korkunç İddia: "Testereyle Kaçtılar"

15 Temmuz’da FETÖ tarafından yapılan darbe girişimiyle ilgili 25’i tutuklu olmak üzere 29 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması bugün başladı. Duruşmada Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Kuloğlu tarafından Atatürk Havalimanı saldırısıyla ilgili gözaltına alınan 2 şüphelinin ekmek arasına yerleştirilen testere ile nezarethaneden kaçtığını iddia etti.

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İstanbul’daki ilk duruşma 22. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında oluşturulan mahkeme salonunda görülmeye başlandı. Duruşmaya sanıklar, sanık avukatları ve 15 Temmuz Derneği avukatları katıldı. YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ

Duruşma salonuna girmek isteyenler jandarma ekipleri tarafından oluşturulan arama noktasında kontrolden geçirildi. Mahkeme kararı gereği salona 20 ulusal, 5 yabancı basın olmak üzere her kurumdan birer kişi alındı. 15 Temmuz Derneği Genel Sekreteri Orhan Çağrı Bekar salon önünde yaptığı açıklamada FETÖ mensubu sanıkların en ağır cezayı almasınını beklediklerini dile getirirken hainlerin ihanetlerinin bedelini hukuk önünde en ağır şekilde aldıklarına şahitlik etmek için Silivri’ye geldiklerini ifade etti. Bekar, davayı yakından takip edeceklerini, şehit aileleri ve gaziler için müdahillik talebinde bulunacaklarını açıkladı. Bazı 15 Temmuz Derneği üyeleri yerleşkede büfenin bulunduğu alanda döviz açmak isterken jandarma ekipleri bu alanda gösteriye izin verilmeyeceğini anlatarak bu kişileri ikna etti. Dernek üyeleri karara saygı duyduklarını belirterek dövizleri kaldırdılar. Darbe girişimine yönelik İstanbul’da yapılacak ilk duruşmaya basının ilgisi yoğun oldu. Duruşma salonu önünde çok sayıda canlı yayın aracı kuruldu. 

Duruşmada tutuklu Başakşehir İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Kuloğlu’nun iddiası ise dikkat çekti. Savunması sırasında suçsuz olduğunu söyleyen Kuloğlu, o gün görevde olduğunu ve bazı askerlerin gözaltına alındığı sırada orada bulunduğunu, kendisi ile ilgili tutanağı hazırlayan polisler ile arasında husumet bulunduğunu anlattı. 

Kuloğlu, 29 Haziran tarihinde Atatürk Havalimanı’na yapılan, 44 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyla ilgili 2 kişinin gözaltına alındığını, Başakşehir Polis Merkezi nezarethanesinde bulunan 2 kişinin yakınları tarafından ziyaret edildiğini, şüphelilerin yakınlarının ekmek ve sosislerin arasına testere yerleştirdiğini ve şahısların güvenlik kameralarının önünde demirleri keserek kaçtıklarını öne sürdü. O gece nöbette olan 2 polis hakkında soruşturma yürüttüğünü söyleyen Kuloğlu, hakkında soruşturma yürüttüğü polislerin kendisi için tutanağı hazırlayan polisler olduklarını iddia etti. 

Pilot Başkomiser Ender Küçüka savunmasında, darbe gecesi özel harekatçı polislerin Huber Köşkü’ne gitmek istediklerini ifade ederken “Ankara’dan emir bekledik. Özel harekatçılar karayoluyla gitmişlerdi” diye konuştu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcısı Evliya Çalışkan tarafından hazırlanan 59 sayfalık iddianamede, çeşitli rütbelerde ve birimlerde görevli 29 polis sanık olarak yer aldı. İddianamede, Cumhurbaşkanı ve Başbakan başta olmak üzere üst düzey devlet yetkililerinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne direnilmesi ve karşı konulması şeklindeki çağrı yaptığı, bu çağrılara ve tüm ilgili amirlerin talimatlarına rağmen, sanık polislerin ya göreve gelmedikleri ya da darbe girişimine direnen arkadaşları ile vatandaşları vazgeçirmeye çalıştıkları ifade edildi. Bazı emniyet mensuplarının örgüte yardım etmenin ötesinde, ülkenin geleceğine ve yaptığı göreve ihanet ettiği de metinde vurgulandı. Metinde, "Doğru zamanda doğru yerde bulunan tek bir kişinin, dik bir duruşun, yerinde söylenen cesur bir sözün ve hepsinden önemlisi doğru ve yerinde kullanılan tek bir kurşunun ülkenin kaderini çizdiği, kadınların kucaklarında çocuklarıyla kendilerini tanklara, bombalara siper ettiği, erkeklerin kendini tankların önüne attığı, yaşlısı genci, kadını erkeği velhasıl toplumun her kesiminden vatandaşın yoksunluklar içinde adeta yalın el çıplak ayak terör örgütüne kahramanlık ve direniş dersi verdiği bir ortamda, TSK dışında devletin elindeki tek meşru silahlı güç olan emniyet teşkilatına mensup bir kısım personelin, çeşitli bahanelerle görev yerine gelmemek, terör örgütüne direnmemek, terör örgütüne direnen vatandaş ve kolluk görevlilerinin şevk ve cesaretini kırmak için mesaj, söz ve davranışlarıyla bozgunculuk yapmak türü eylemlerde bulunmuşlardır” ifadeleri kullanılarak 15 Temmuz geci yaşananlara dikkat çekildi.

Sanıkların vatandaşların darbecilere karşı müdahale konusunda yardım isteklerine karşılık vermedikleri, polis memurlarına içeride kalmaları, direnmeden teslim olmaları için uyarıda bulundukları ve bu şekilde terör örgütü lehine bozgunculuk yaptıkları ifade edildi. Darbe girişiminin yaşandığı sıralarda Özel Harekat Müdürü’müm saat 22.30 sularında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı korumak üzere Huber Köküne’ne özel Harekat timinin sevk edilmesinin istendiği, Havacılık Şube Müdürü Mehmet Kurt'un, sanık polis Ender Küçükağ ile pilot Mehmet Barış Aktaş'ı helikopterle Özel Harekat timini Huber Köşkü'ne götürmek üzere görevlendirdiği iddianamede ifade edilirken sanıkların buna rağmen "Özel Harekatçıları oraya götürürsek bu darbeciler bizi asar.” sözleriyle talimata karşı çıktığı anlatıldı. Sanıkların talimata karşı gelmeleri nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı korumak üzere yola çıkan ekiplerin helikopter nedeniyle neredeyse tamamı kapalı olan karayolunu kullanarak Huber Köşkü’ne gitmek zorunda kaldıkları aktarıldı. 

Sanık polis Muhammet Işık'ın evinde yapılan aramalar sonucunda kullandığı cep telefonunda Eagle isimli haberleşme programı bulunduğu, "ABD'den haber; Erdoğan'a darbe yapılacak” yazısı ve 15 Temmuz 2016 tarihine ait takvim yaprağının kayıtlı olduğu belirtildi. Sanık polis memurlarından İshak Erol’un WhatsApp grubunda asker fotoğrafı paylaştığı, "Bunların anlamını biliyor musunuz, yarın kamuflajları hazırlayın, yarın asker oluyoruz” mesajını attığı, sanık Eyüp Şahin’in telefonunda ise FETÖ yöneticilerinden gönderildiği anlaşılan mesajda; "Herkes arkadaşlarını yönlendirsin ve askerlerin müdahalesine yardımcı olunmasını temin etsin. Direnmesinler, direnen emniyet güçlerine engel olsunlar. Özellikle Özel Harekat ve Çeviktekiler askere teslimiyet gösterin. Emniyetten gelen emirleri de yerine getirmeyin. Ankara'da kim varsa silahını alıp direnen herkesi indirsin.’’ ifadelerinin kullanıldığı bilgisi verildi. 

'16 Temmuz 2016 günü 05.20'de 'bölge imamları' kaydıyla FETÖ üyelerine gönderilen diğer bir mesajda, 'Çok acil duyuru… Durum kötü. Tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın. Meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada paylaşılsın, seçilmiş irade falan desinler ama asla hoca efendinin adı geçmesin’ diyerek uyarı yapıldığı bilgisi de 59 sayfalık iddianamede yer aldı. 

Darbe girişiminin başarısız olmasının ardından söz konusu uyarı mesajlarında hükümete ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik asla olumsuz paylaşım yapılmaması uyarılarında bulunulması da dikkat çekici ayrıntılar arasında yer aldı. 

İstanbul’da görülen ilk darbe girişimi davasında bir kısmının ByLock kullanıcısı olduğu belirlenen 21 sanık polis hakkında ''cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek'', ''cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' ile ''cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek'' suçlarından üçer kez ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları istendi. Diğer 8 polis sanığın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.